Mimari Kimlik

Previos Post

Mimari Kimlik

Arch Design Summit kapsamında kurucumuz Hakan Habif’in Mimari kimlik üzerine sunum konuşmasından derlenmiştir.

Kimlik; bir varlık olarak kim oldugumuz, niteliklerimiz ve özelliklerimizle oluşmuş öz bütünlüğümüzdür. Mimari kimlik kavramı da bizce aslında bundan hiç farklı degildir. Bir mimari ofisin davranış biçimi; calışma ve üretme sistemi, proje çözümlerine yaklaşımı, malzeme, yöntem, biçim seçimleri gibi bir çok ayırt edici özellik, o mimari ofisin mimari kimliğini oluşturur.Biz de; tam da bu noktaları, takım olma ruhunu merkezine koyduğumuz bir mekanizma içinde birleştirerek projelerimize yansıtıyoruz.

Kimliğimiz ve mimariye bakışımızın en temel direği ‘ZAMANSIZ’ olmak. Zamansızlığa inanıyor ve hep onun için mücadele ediyoruz. Tasarladığımız, kurguladığımız mekanların gerçekten net yapım tarihlerini bulmak çok zor. 1995 de olabilir, 2005 de , 2015, 2025 de. Fonksiyon odaklıyız, asla gelenekçi değil ama geleneksel bir bakış açısına sahibiz, diyebiliriz. Fonksiyonda, malzemede, biçimde sürekli değişen ‘moda ve trend’ olanı değil; zaman ne kadar hzılı akarsa aksın, etkisi, hissi, değişmeyen üretimleri benimsiyoruz. Gelenekçi olmadan; geleneksel olanı, zamansıza çevirme becerisinin günümüz mimari ve tasarım anlayışındaki başarıyı oluşturduğuna inanıyoruz. Her sektörde olduğu gibi; hızla değişen, gelişen; deneyimsel, fikirsel, teknolojik kavramları aynı dinamiklikle takip etmek, doğru ve yanlış bilgiyi ayırt etmek, birikimimizle süzüp en doğru yerde geleneksel olana katmak, bizim zamansız ‘a ulaşmada başvurduğumuz en temel yöntemimiz. Burada bahsettiğimiz, ‘geleneksel’ olarak adlandırdığımız, esasında hala ilham veren, yaşayan, yıllar boyu etkisi ve çözümünden hiç bir şey kaybetmeyen; malzemede, uygulamada, detayda, biçimde dünyaya mal olmuş mimari birikim, ve yine bahsettiğimiz en önem verdiğimiz, ‘zamansız’ olarak adlandırdığımız da, günümüz gelişim ve imkanlarını bu gelenekselliğe en doğru yerde katarak ortaya çıkanlardır. Zamansızlık bu şekilde sürekli gelişen ve yaşayan bir geleneğe dönüşmektedir. Biz de bu amaçla oluşturmaya özen gösterdiğimiz mekanları malzeme, biçim, uygulam adetayı, deneyimsel imkanları ile ‘zamansız’ olmaya aday yapıyoruz.

Mimari ve tasarıma bakışımız; tek bir öğeye, biçime, malzemeye, fikre odaklı değil. Esnek, açık ve hatta basit diyebileceğimiz bir kurgu mantığımız var. Bu hem bize, kendini tekrarlamyanı, yeniyi, farklıyı, üretmede fayda sağlıyor, hem de müşterimizi en iyi şekilde anlamamızı, ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılamamızı ve ek olarak ona yeni deneyimler yaşatabileceğimiz mekanları sunmamızı sağlıyor. Bir mekanda kullanıcıyı kendini oraya ait hissetme çabasına yöneltmekten ziyade; o mekanı kendi gibi hissedeceği ve kimi unsurlarıyla kendi fiziksel ve ruhsal devinimi ile adım adım keşfedeceği bir mekana dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Nasıl ki bir insan her gün her an değişim, gelişim içinde ise; işler bir mekanizmada, dengeli malzeme, biçim, renk seçimleriyle mekan da bu akışa izin vermeli, olanak sağlamalı. En başta detaylıca analiz ettiğimiz kullanıcıya once ihtiyaç ve beklentilerini en nitelikli şekilde karşılayabileceği, sonra da hayat akışında yeni ve farklı şekilde deneyimleyebileceği bir mekan sunmaya çalışıyoruz.Bu düşüncemiz doğrultusunda, kurguladığımız mekanlardan her hangi bir unsuru; koltuğu, aksesuarı, ışığı, çıkarıp, başka bir öğeyle değiştirdiğinizde, mekanın etkisini ve kullanıcı ile bütünlüğünü kaybetmediğini görüyoruz. Başta da değindiğimiz, esas amacımız olan ‘zamansızlığı’ hem mekana hem de kullanıcının deneyimsel sürecine kazandırıyoruz. Mekanda başrolü; dekoratif bir öğeye değil, yaşayan, değişen, gelişen bir hisse, bir dokuya, bir etkiye ‘insana’ yani kullanıcıya veriyoruz. Bu noktada sanat ilham aldığımız en önemli unsurlardan biri. Nasıl ki sanatı duygudan, düşünceden değişimden, gelişimden ayrı tutamazsak; mimariyi de bu kavramlardan ayrı tutamayız. İkisi de insanla birlikte yaşar, anlamlanır, işlev kazanır. Bu doğrultuda tasarladığımız mekanlarda müşterimizin bütçesine uygun şekilde mümkün olduğunca sanat eserlerine yer veriyoruz. Tablo, heykel gibi eserlerin yanı sıra, son zamanlarda, deneyimimiz arttıkça kendi tasarımımız olan, heykel etkisi yaratması bilinci ile tasarladığımız mimari birimleri mekanlarımıza katıyoruz.Bazen bir bölücü duvar, bazen bir resepsiyon bankosu, bazen bir merdiven ile bu etkiyi yaratıyoruz. Bu açıdan her projede kendimizi biraz daha geliştirmeye ve zorlamaya çalışıyoruz.

Previos Post Share:

More Posts